fbpx

Kafede Çalışmak ve Verimlilik Arasındaki İlişki

Birkaç hafta önce eşimle kafelerin çalışmak için nasıl olduğunu test etmek istedik. Gittiğimiz yer büyük, trend ve hipster*ların sıkça uğradığı bir kafeydi. Çok sayıda boş masa vardı. Ortada, ortak kullanılan büyük bir masaya oturduk. Normalde kafelerdeki sohbetlere kulak misafiri olmayı severim. Bu sefer duyacaklarıma hiç hazırlıklı değildim. Sol tarafımızdaki bir öğrenci sanat dergisine gönderdiği şiire gelen ret cevabından bahsediyor ve üzüntüsünü paylaşıyordu. Kendimi onun yerine koydum zor olmalıydı. Sağ tarafımızda ise başka bir dünya vardı.

Yüzde yüz gerçektir.

Hipster1: Salatanı karıştırdın mı?
Hipster2: Zaten iyi doğranmış neden karıştırayım?
Hipster1: (Büyük hareketlerle şaşırarak) dostum karıştırmalısın! Gerçekten çok lezzetli oluyor. Bunu bildiğini zannediyordum.
Hipster2: Hipsterlığa yakışmayan böyle bir hata yaptığı için çok üzülür ve sessizliğe gömülür.

Kafelerde çeşit çeşit insanlar var. Birçok insan da kafede çalışıyor. Peki bu doğru mu verimliliği nasıl etkiler araştırmalara bakalım.

İLK OLARAK ÇOK KÖTÜ OLMAYAN HABERLER

Şikago Üniversitesinde bu alanda bir çalışma yapılıyor. Deneklere yaratıcılığı ölçen sorular soruluyor ve bu sorular sorulurken farklı ses seviyelerinde müzik dinletiliyor. Sonuç oldukça şaşırtıcı 70 desibellik müzikle soruları yanıtlayanlar diğer deneklere oranla yüzde 35 daha başarılılar. Ortalama bir kafedeki gürültü miktarı da 70 desibel. Bu verilerden yola çıkarak teorik olarak kafelerin yaratıcı çalışmalar için ideal olduğunu söyeleyebiliriz. Peki her kafedeki gürültü 70 desibel civarında mı? Verimlilik nasıl etkileniyor?

KÖTÜ HABERLER

İlk olarak; aynı araştırma ses seviyesinin 85 desibele çıktığında performansın çok düştüğünü ortaya çıkarmıştır. 85 desibel yaklaşık olarak; hareket halindeki arabanın içindeyken camları açtığınızda duyduğunuz şehir gürültüsüne eşittir. 85 desibel kalabalık bir kafede ulaşılamayacak bir rakam değildir. Hele cep telefonlarıyla bağıra bağıra konuşan insanlar varsa. Bununla birlikte araştırma yaratıcılığı ölçmek için yapılmıştı. Verimlilik için çok önemli bir faktör göz ardı edilmişti “odaklanma”. Başka bir araştırma sessizliğin kısa dönem hafıza için en iyisi olduğunu belirtiyor. Kafelerde sesin yanı sıra görsel olarak da dikkat dağıtıcı unsurlar var. Hipsterın  mimikleri ve kıyafetleri gözümün önünden hiç gitmiyor.

ÖZETLE

Kafeler birçok şey için harika olabilir fakat verimliliği arttırmak bunlar arasında yer almıyor. En azından bir çok çalışan için bunu söyleyebiliriz. Gürültü, çeşitlilik yaratıcılığı arttırabilir fakat verimlilik için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Verimlilik için sadelik tercih edilmelidir.

ONUN YERİNE NE YAPILABİLİR?

Eğer kafelerde verimli çalışabilen az sayıda kişiyseniz bu kısmı okumasanız da olur. Dikkat dağıtıcı unsurlar olmadan verimli bir şekilde çalışmak istiyorum diyorsanız şunları yapabilirsiniz.

  1. Bir kütüphaneye gidin ve sessiz bir köşeye geçin
  2. Kulaklıkla müzik dinleyin. Yaratıcı çalışmalar için müziğin iyi olduğunu söylemiştik. Müziğin 70 desibel civarında olmasına dikkat edin.

Bir araştırmaya göre tekrar tekrar yapılan işlerde müzik dinlenmek iyi geliyormuş. Bu teori cerrahlar üzerinde denenmiş ve olumlu sonuç alınmış. Müzik başarınızı arttırabilir.
Bunun dışında düşük maliyetli hazır ofis seçeneklerini de düşünebilirsiniz. İstanbul’daysanız Studio Offices in sunmuş olduğu hazır ofis sistemiyle verimli çalışabilirsiniz. Ortak çalışma analarından da oralarda faydalanabilirsiniz.

(*Ana akım kültürü reddeden bir tarz, bu tarzı benimseyen kimse.)

Yorumlara kapalıdır.